TAKSİM DAYANIŞMASI’NDAN BASINA ve KAMUOYUNA

08 Aralık 2015 – Diyarbakır

* * *medeni (2)

 

MEDENİ YILDIRIM DAVASININ TAKİPÇİSİYİZ!

Değerli Basın Emekçileri ve Duyarlı Kamuoyu,

Halkını sokaklara sıkıştıran, şiddet uygulayan iktidara defalarca seslenmiş; “parkları, meydanları ve  kentleri kapatarak bizi haklı taleplerimizden, birlikte durma ısrarımızdan, haksızlıklara karşı durma inadımızdan vazgeçiremezsiniz” demiştik.

Bizler, hukuku ve yargıyı işlevsiz hale getirerek, mahkeme sürecini polis, şiddet ve cezasızlık güzellemesi haline getirmeye çalışanlara karşı insanlıktan, adaletten ve vicdandan yana olan herkese buradan; dünyanın en kadim uygarlıklarının kesişme noktası Diyarbakır’dan, sadece bizim değil, dünyanın bildiği, tanıdığı, saygı duyduğu bir büyük insan, bir büyük barış elçisi olan insan hakları hukukçusu Tahir Elçi’nin bir uygarlık mirasını savunurken katledildiği Diyarbakır’dan, savunucusu olduğu Medeni’mizin davasından tekrar sesleniyoruz.

Uzun süredir takipçisi olduğumuz, Ankara’dan Hatay’a, Kayseri’den Balıkesir’e, Eskişehir’den Kartal’a, ailelerimizi yalnız bırakmamaya çalıştığımız hukuki süreçlerde adalet talebimiz karşılıksız kalmış,  bunun yanında ailelerimize çeşitli mesnetsiz davalar açılmış, duruşmalarımızın yerleri sürekli değiştirilmiş, hukuka olan inancımızı kaybetmemiz için iktidar elinden geleni yapmıştır.

Bugüne kadar özellikle Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş ve Hasan Ferit Gedik davalarında, adalet ve hukuk yollarının; siyasal iktidarın, emniyet güçlerinin ve yargı kurumlarının engellemeleri sonucunda işlemez hale getirildiği son derece açık bir biçimde ortaya çıkmıştır.

Gezi Direnişi süresince çocuklarımızı katleden katillerin yargılanmadığını, sudan bahanelerle yargıdan ve mahkemelerden kaçırıldığını, hepimiz biliyoruz. Ceza alanların ise aldıkları ceza miktarları ortada… Bunun karşısında, en demokratik haklarını kullananların maruz kaldıkları yargılamalar, gözaltılar, baskılar, en temel insan hakkı olan sağlık hizmetini yerine getiren doktorların, sağlık çalışanlarının aldıkları cezalar da ortada…

Bildiğiniz gibi, Medeni’nin 27 Ekim’de görülen ilk duruşması sıradan bir davaymışçasına 10 dakikada görülmüş, sanık duruşmaya katılmamıştı. Bugün görülen ikinci duruşma sonucu gelinen nokta açıkça ortaya koymaktadır ki bu davada sadece bir kişi değil; emir komuta zinciri kapsamında bütün azmettiriciler adalet önüne çıkarılmalı, hesap vermelidir.

Başta da söylediğimiz gibi bir kez daha haykırıyoruz.

“Parklarımızı, meydanlarımızı, mahallelerimizi, köylerimizi ve kentlerimizi kapatarak; demokrasi, barış ve özgürlük çığlıklarımızı katlederek bizleri haklı taleplerimizden, birlikte durma ısrarımızdan, haksızlıklara karşı durma inadımızdan vazgeçiremezsiniz.”

Taksim Dayanışması olarak, bütün Gezi davalarına sahip çıkmaya, hak edilen cezalar verilene kadar takip etmeye devam edeceğiz!

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

TAKSİM DAYANIŞMASI

 

Ethem Sarısülük’ün katili tahliye edildi!

ethem7temmuz

Bizler, hukuku işlevsiz hale getirerek, tüm bu mahkeme sürecini bir polis, şiddet ve cezasızlık güzellemesi haline getirmeye çalışanlara karşı insanlıktan, adaletten ve vicdandan yana olan herkese tekrar sesleniyoruz.

Uzun süredir takipçisi olduğumuz, Ankara’dan Hatay’a, Kayseri’den Balıkesir’e, Eskişehir’den Kartal’a, ailelerimizi yalnız bırakmamaya çalıştığımız hukuki süreçlerde adalet talebimiz karşılıksız kalmış,  bunun yanında ailelerimize çeşitli mesnetsiz davalar açılmış, duruşmalarımızın yerleri sürekli değiştirilmiş, hukuka olan inancımızı kaybetmemiz için iktidar elinden geleni yapmıştır.

Bugüne kadar özellikle Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş ve Hasan Ferit Gedik’in davalarında, adalet ve hukuk yollarının; siyasal iktidarın, emniyet güçlerinin ve yargı kurumlarının engellemeleri sonucunda işlemez hale getirildiği son derece açık bir biçimde ortaya çıkmıştır.

Bu cezasızlık ve mahkeme orta oyununun geldiği nokta korkutucudur.Siyasi iktidarın polis şiddetini özendirici tavrı sonunda katilleri serbest bırakma noktasına ulaşmıştır.

Tekrar belirtiyoruz; demokratik ve meşru taleplerini ortaya koyar iken akıl almaz, vicdana sığmaz polis şiddeti ile canlarını yitiren tüm arkadaşlarımızın, yaralanan, kalıcı sakatlık yaşayan tüm yurttaşlarımızın vebalini taşıyanlar, onlara arka çıkanlar hesap verene kadar adalet arayışımız devam edecek.

Şiddetten sorumlu idari yetkilileri ve polisi koruma ve cezasız bırakma yolundaki otoriter baskıya karşı dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz.

Katilleri biliyoruz!  Adaletin peşindeyiz!

AKLINIZDAN DAHİ GEÇİRMEYİN!

Bilindiği gibi; İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 06.06.2013 gün, 2012/778 E ve 2013/1084 K sayılı kararı ile “Beyoğlu İlçesi, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’ne ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planı değişikliklerinin iptaline karar verilmiş; bu karar, Danıştay 6. Dairesi’nin, 29.04.2014 gün, 2013/7566 Esas ve 2014/3408 Karar sayılı kararı ile (yeni gerekçelerin de eklenmesi suretiyle) onanmıştı.

Ancak bütün uyarılarımıza karşın İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sınırlı sayıda istisnai durumlar için uygulanabilecek karar düzeltme talebiyle Danıştay’a başvurmuştur. Danıştay 6. Dairesi, 31 Mart 2015 tarihinde bu karar düzeltme talebini kabul ederek yeni bir bilirkişi raporu isteyip dava sürecini yeniden başlatmaya yönelik hukuksal ve bilimsel dayanaktan yoksun, siyasi ve rant ekonomisinin çıkarlarına dönük “zorlama ve ısmarlama” bir karar oluşturmuştur. Bu karar tarafımıza 14 Temmuz 2015’te tebliğ edilmiştir.

Danıştay 6. Dairesi’nin dosyada daha önce de görev yapmış olan Başkan Habibe Ünal ve kıdemli üye Ünal Demirci’nin muhalefetlerine ve karşı oylarına karşın dosyada yeni görev üstlenen Mehmet Gökpınar, Ekrem Özübek ve Ramazan Demir’in oylarıyla verilen bu “karar düzeltme” kararı; iktidarın,  siyasi ve doğal tarihi ve kültürel varlıklarımızın yağması üzerinden sürdüğü kısa vadeli ekonomik çıkarları uğruna neleri göze aldığının ve yargı üzerindeki baskısını nasıl gerçekleştirdiğinin gerçek bir kanıtı niteliğindedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin karar düzeltme taleplerine dayanak oluşturan 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54’üncü maddesi 18.06.2014 tarihinde, yani dilekçe tarihinden 1 hafta sonra yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldı ki, şu an yürürlükte olmayan bu maddeye göre karar düzeltilmesi sadece ve sadece aşağıdaki 4 şartta mümkündür:

“a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması,

 b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması,

 c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,

 d) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması”.

Gerek İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin gerekse de Danıştay 6. Dairesi’nin Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’nin iptalini onayan kararında yukarıda saydığımız şartlardan hiç birisinin bulunmadığı açıktır. Hatta bu durum bizzat Danıştay 6. Dairesi’nin 31.03.2015, 2014/6671 Esas ve 2015/1861 Karar sayılı karar metninde dahi ikrar edilmektedir.

Bunun yanında, idarenin söz konusu karar düzeltme talebinde atıfta bulunduğu bilirkişi raporunda hangi şehircilik ilkelerine, planlama teknik ve esaslarına, koruma ilkeleri ve kurul kararlarına aykırılıklar bulunduğu belirtilmemiştir. Bu şekilde, alanında uzman kişilerce düzenlenmiş bir bilirkişi raporu, uzman olmayan hukukçular tarafından işlevsiz kılınmaya çalışılmaktadır.

Bu kararın oluşturulma biçim ve amacı Karadeniz yaylalarını kalkınma söylemi altında maden şirketlerinin yağmasına açan ve kitlesel turizme kurban etmeyi amaçlayan yeşil yol projesinden, 3. Köprü ve 3. Havalimanı’ndan,  Haydarpaşa Projesinden, Tarlabaşı projesi, Galataport, Haliçport, Okmeydanı ve Emek Sinemasının dönüşümünden, kısaca; yaylalarımıza, ormanlarımıza, derelerimize, sokaklarımıza, meydanlarımıza yönelik sayısızca saldırıdan bağımsız değerlendirilemez.

Bütün mesleki, bilimsel ve etik kuralları yok sayarak verilen emirler doğrultusunda yok hükmündeki bu kararı oluşturanlar çok iyi bilmelidir ki;

Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Medeni Yıldırım, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Hasan Ferit Gedik, Berkin Elvan, Mehmet İstif ve Fadime Ayvalıtaş’ın zihnimizden silinmeyen gözleri; sizlerin ve Taksim Meydanı’nın üstündedir.

Taksim Meydanı ve Gezi Parkı artık sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin hatta tüm dünyanın koruması altındadır.

Bizler; 3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle; forumlarda, derneklerde, odalarda, sendikalarda, parklarda, sokaklarda, meydanlarda, Soma’da, Lice’de, İkizdere’de, Amasya’da, Artvin’de, Akkuyu’da, Sinop’ta Sao Paulo’da birlikte nefes aldığımız her yerde, dayanışma ve mücadeleye devam ediyoruz.

Niyetinizin farkındayız, aklınızdan dahi geçirmeyin!

Taksim Dayanışması

16.07.2015

Dev Gezi Resminin Sergi Açılışı 30 Mayıs’ta Gerçekleşecek

Ressam Haydar Özay’ın “Gezi Direnişi” adlı eseri TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde oluşturulan atölyede başlayan çalışma sonucunda tamamlandı.

Haziran 2013′teki Gezi direnişi sonrasında Ressam Haydar Özay’ın bir yıllık hazırlık çalışmasının ardından Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde, Haziran 2014′te, “Gezi Resmi” için atölye oluşturulmuştu.

Ressam Haydar Özay’ın Gezi Direnişinin birinci yıldönümünde başladığı, 5×10 metre tek parçalık tuval üzerine yağlı boya tekniğiyle çalıştığı resmin sergi açılışı 15 Şubat 2015 olarak hedeflenmişti. Zor geçen kış aylarında açık alanda resme çalışmak durumunda kalan Özay, geçirdiği kaza nedeniyle açılışın tarihini ertelemek zorunda kalmıştı. Bu sebeple devasa resmin açılışı, direnişin ikinci yıldönümüne yetiştirilmiştir.

Resmin sergi açılışı 30 Mayıs 2015 Cumartesi günü saat 14.00′da Gezi Direnişi’nde hayatını kaybedenlerin ailelerinin de katılımı ile açılacak.

Haydar Özay’ın resminde direnişin sembolleri ve hayatını kaybedenler de yer alıyor.

30 yıl Gezi Parkı’nda baş bahçıvanlık yapan babası Cemal Özay’dan ilham aldığını ve çocukluğunun Gezi Parkı’nda geçtiğini belirten Özay, yağlı boya olarak yaptığı dev ‘Gezi Resmi’nde, kırmızılı kadınla başlayan sürecin bütün aşamalarını tuvaline aktardığı gibi bu sürede Türkiye gündemine giren ve Soma iş cinayeti, Özgecan cinayeti gibi olaylar da resimde yer aldı. Resim, Sayın Özay’ın iki yıllık günlüğü gibi aslında.

Gezi Direnişinde hayatını kaybeden Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım, Mehmet İstif,’ın yanı sıra Kadıköy’de düzenlenen kent mitingi sırasında hayatını kaybeden Elif Çermik, Okmeydanı’nda Cem Evi bahçesinde polisin silahından çıkan kurşunla öldürülen Uğur Kurt, Somalı madenciler, Çarşı taraftar gurubu, penguenler, hayatını kaybeden canlarımızın anneleri, Mücella Yapıcı, kaybettiğimiz canların katillerini anlatan semaha durmuş turnalar, taraftarlar, doğum sahnesi soyutlaması dev tuvalde yerini alıyor.

Resim yapılırken ulusal ve uluslararası basının ilgi odağı olan resim bugüne kadar birçok kişi tarafından ziyaret edildi, basında röportajlara konu edildi.

Sergi daha sonra gelen talepler üzerine yurtdışı turnesine çıkacak.

haydar-ozay-davetiye

Haydar Özay kimdir?
Ressam Haydar Özay, Gezi Parkı’nın 1979-2001 tarihleri arasında görev yapan baş bahçıvanının oğludur. 1996 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü Neşe Erdok Atölyesi’nden mezun oldu. 2001 yılında aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı.
2006-2007 yılında metruk Şan Tiyatrosunda (14X5 M) “Büyük İstanbul Resmini” tamamladı. Bu resim, Eylül 2007′de TMMOB I.Kent Sempozyumu boyunca sergilendi. Farklı malzemeye olan ilgisini, 2010 yılında yapmış olduğu, 40 parçalı “Kağıt Akrilikleri” adlı eserine yansıttı.

h-ozay

 

 

h-ozjpg

ozozozo

25 Mayıs 2015

Ressam Haydar Özay’ın “Gezi Direnişi” adlı eseri TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde oluşturulan atölyede başlayan çalışma sonucunda tamamlandı.

Haziran 2013′teki Gezi direnişi sonrasında Ressam Haydar Özay’ın bir yıllık hazırlık çalışmasının ardından Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde, Haziran 2014′te, “Gezi Resmi” için atölye oluşturulmuştu.

Ressam Haydar Özay’ın Gezi Direnişinin birinci yıldönümünde başladığı, 5×10 metre tek parçalık tuval üzerine yağlı boya tekniğiyle çalıştığı resmin sergi açılışı 15 Şubat 2015 olarak hedeflenmişti. Zor geçen kış aylarında açık alanda resme çalışmak durumunda kalan Özay, geçirdiği kaza nedeniyle açılışın tarihini ertelemek zorunda kalmıştı. Bu sebeple devasa resmin açılışı, direnişin ikinci yıldönümüne yetiştirilmiştir.

Resmin sergi açılışı 30 Mayıs 2015 Cumartesi günü saat 14.00′da Gezi Direnişi’nde hayatını kaybedenlerin ailelerinin de katılımı ile açılacak.

Haydar Özay’ın resminde direnişin sembolleri ve hayatını kaybedenler de yer alıyor.

30 yıl Gezi Parkı’nda baş bahçıvanlık yapan babası Cemal Özay’dan ilham aldığını ve çocukluğunun Gezi Parkı’nda geçtiğini belirten Özay, yağlı boya olarak yaptığı dev ‘Gezi Resmi’nde, kırmızılı kadınla başlayan sürecin bütün aşamalarını tuvaline aktardığı gibi bu sürede Türkiye gündemine giren ve Soma iş cinayeti, Özgecan cinayeti gibi olaylar da resimde yer aldı. Resim, Sayın Özay’ın iki yıllık günlüğü gibi aslında.

Gezi Direnişinde hayatını kaybeden Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım, Mehmet İstif,’ın yanı sıra Kadıköy’de düzenlenen kent mitingi sırasında hayatını kaybeden Elif Çermik, Okmeydanı’nda Cem Evi bahçesinde polisin silahından çıkan kurşunla öldürülen Uğur Kurt, Somalı madenciler, Çarşı taraftar gurubu, penguenler, hayatını kaybeden canlarımızın anneleri, Mücella Yapıcı, kaybettiğimiz canların katillerini anlatan semaha durmuş turnalar, taraftarlar, doğum sahnesi soyutlaması dev tuvalde yerini alıyor.

Resim yapılırken ulusal ve uluslararası basının ilgi odağı olan resim bugüne kadar birçok kişi tarafından ziyaret edildi, basında röportajlara konu edildi.

Sergi daha sonra gelen talepler üzerine yurtdışı turnesine çıkacak.

haydar-ozay-davetiye

Haydar Özay kimdir?
Ressam Haydar Özay, Gezi Parkı’nın 1979-2001 tarihleri arasında görev yapan baş bahçıvanının oğludur. 1996 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü Neşe Erdok Atölyesi’nden mezun oldu. 2001 yılında aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı.
2006-2007 yılında metruk Şan Tiyatrosunda (14X5 M) “Büyük İstanbul Resmini” tamamladı. Bu resim, Eylül 2007′de TMMOB I.Kent Sempozyumu boyunca sergilendi. Farklı malzemeye olan ilgisini, 2010 yılında yapmış olduğu, 40 parçalı “Kağıt Akrilikleri” adlı eserine yansıttı.

h-ozay

h-ozjpg

ozozozo

HER YERDEYİZ!

Yaşıyorsak ve hala nefes alıyorsak, bilinmelidir ki o güzel çocukların gülen yüzü hürmetinedir!    

 

                                 HER YERDEYİZ!

Herkes biliyor, son iki yıldır artık farklı bir ülkede yaşıyoruz. Havası, suyu,  sesi,  kokusu farklılaştı bu ülkenin. İktidarı, muhalefeti, meslek odası, sendikası, genci, yaşlısı, işçisi, işsizi, Türkü, Kürdü artık farklı…

Kabul eden için de etmeyen için de hayat farklılaştı…

Bu ülke GEZİ’yi yaşadı. Haziran’ın sıcağını iliklerine akıttı.  Milyonlar şarkılarını dillerinden düşürmeden kararlı ve direngen bir duruşu tarihin içinden geçerek yaşadılar. Cesur yürekli kadınların ve gençlerin  büyük bir ağacın yapraklarına dönüşerek kara bir dumanı dağıttığı, nefes aldırdığı bir ülke artık burası…

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak…

Gezi’de Haziran sıcağında esen rüzgârın, madenlerde, fabrikalarda, atölyelerde,  şantiyelerde direnen işçilerle; tarlalarda, derelerde, ormanlarda yaşamına sahip çıkan köylülerle buluşmaması mümkün mü?

Sınır boylarında, Antakya’da savaş çığırtkanlarına karşı barışı savunanların ellerindeki güvercinlerin Gezi’den havalanmadığını kim iddia edebilir?

Liselilerin, üniversitelilerin geleceğe dair umut ve haykırışlarının Gezi forumlarından okul bahçelerine taşındığını görmüyor musunuz?

Varoşların, yoksulların eşitsizliklerle baştan kaybettiklerine inandırılmaya çalışılan hayatlarına dair umudun ipuçlarını, genci ve yaşlısıyla Gezi’de yeniden bulduğuna inanmıyor musunuz?

Hepimiz, herkes biliyor ve görüyoruz. Yaşıyor ve hatırlıyoruz. Sesimiz ve bedenimizle, geçmişimiz ve geleceğimizle sahip çıkıyoruz.

Bu ülkenin tarihinde ender rastlanacak halkın o kendi olduğu, kendini bulduğu, parkından, meydanlarından yola çıkarak bedenine, yaşamına, ülkesine, geleceğine sahip çıktığı o tarihi anların, Gezi’nin suretini tarihe aksettirdiği o takvim yaprağının yıldönümünde;

Bedenimizle, ruhumuzla; kaybettiklerimiz ve sonsuza kadar yaşatacaklarımızla; aşkımız ve direngenliğimizle her yerdeyiz…

İstanbul’da ve ülkenin dört bir yanında şehirlerin PARKlarında ve MEYDANlarındayız. Gezi’yi yaşadığımız ve  anımsadığımız yerde ve her yerdeyiz…

Gezi Parkında ve Taksim Meydanındayız.  Gezi’den dört bir yana yayılan park forumlarındayız.. Ankara’nın, Adana’nın, Antakya’nın, Eskişehir’in, İzmir’in

Edirne’nin, Samsun’un, Diyarbakır’ın, Antalya’nın… Her şehrin ve ilçenin MEYDANlarında ve PARKlarındayız, her yerdeyiz…

Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz her yerdeyiz…

Parkta direnen “kırmızılı kadınlar”, Taksim Meydanında sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, Toma suyu karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan gençler olarak her yerdeyiz…

Kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almaya değil yanında olmaya gelip zincir kuran anneler,  duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve yeniden geleceğe umut aşılayan gençler olarak her yerdeyiz…

Penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları, meydanlarda kandil kutlayan, yeryüzü sofraları kuranlar, paranın geçmediği, dayanışmanın esas alındığı komünleri, yemekhaneleri, kütüphaneleri, emzirme çadırlarını,  dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için barikat kuranlar olarak her yerdeyiz…

Kentine, doğasına, bedenine, kimliğine, emeğine yani yaşamına sahip çıkanlar, kadınlar, LGBTİ’ler olarak her yerdeyiz…

Türkler, Kürtler, Ermeniler, Araplar, Lazlar, Çerkesler, sosyalistler, aleviler, anti-kapitalist müslümanlar, işçiler, işsizler, taraftarlar, bu ülkenin tüm renklerini ve seslerini yansıtanlar olarak her yerdeyiz…

Gezi Direnişinin içinden şarkılar söyleyen, direnişin bestelerini yapan, her fırça darbesinde, her dizede direnişin öyküsünü yaşatan sanatçılar, tiyatrocular, sinemacılar, , yazacak gazete, yayınlayacak TV bulamasalar da haberin hem öznesi hem takipçisi olan gazeteciler olarak her  yerdeyiz…

Pala sallayan değil kapısını, mutfağını, dükkanını  açan esnaflar,  evinin kapısını açık tutmak için çırpınanlar olarak  her  yerdeyiz…

Hukuksuz ve kent katili imar planlarına davalar açan, itiraz eden mimarlar, mühendisler olarak her yerdeyiz…

Binlerce yaralıyı parkta, camiide, sokakta tedavi etmeye koşan hekimler, hemşireler, sağlık emekçileri olarak her yerdeyiz…

Soru soran, sorgulayan, biat etmeyen, baskıyı kabullenmeyen, özgürlük isteyen, başı örtülü, başı açık,  liseli, üniversiteli ya da işsiz ;  Gezi’nin gerçek yaratıcısı, bu ülkenin umudu gençler olarak her yerdeyiz…

Ethem-Ali İsmail-Abdocan-Mehmet-Medeni-Hasan Ferit-Ahmet ve Berkin’in adlarının anıldığı ve suretlerinin yansıdığı her yerdeyiz…


HER YER TAKSİM… HER YER DİRENİŞ…


TAKSİM DAYANIŞMASI

GEZİ DİRENİŞİ 2.YIL BULUŞMASI 

30 MAYIS CUMARTESİ

-         14.00 – Gezi Direnişi Tablosu’nun Açılışı; Mimarlar Odası Karaköy Binası
(Gezi Şehitleri Ailelerinin katılımıyla)

31 MAYIS PAZAR

-         13.00 –  Gezi Parkına Gidiyoruz

-         15.00 – Abbasağa Parkı Buluşması, Beşiktaş
(Atölyeler, Forumlar, Konserler)

-         15.00 – Özgürlük Parkı Buluşması, Kadıköy
(Atölyeler, Forumlar, Konserler)

TAKSİM DAYANIŞMASI’NDAN “GEZİ DİRENİŞİ”NİN İKİNCİ YILINDA BASIN TOPLANTISINA ÇAĞRI

Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmüştü.

Gezi Parkından yükselen “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.

Ülkemiz toplum, kent ve demokrasi tarihinde izleri hiç bir zaman silinmeyecek onurlu bir sayfa açan Gezi Direnişinin ikinci yılı nedeniyle 27 Mayıs 2015 Çarşamba günü saat 11:30’de TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda gerçekleştireceğimiz basın toplantısına tüm basın mensuplarını ve duyarlı halkımızı davet ediyoruz.

Saygılarımızla.

Taksim Dayanışması

Yer: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası

Tarih: 27 Mayıs 2015 Çarşamba Saat: 11:30

 

Basına ve Kamuoyuna

Tüm dünya tarafından da bilindiği gibi ülkemiz tarihinde görülen en geniş katılımlı demokrasi, kent ve insan hakları mücadelesinin haklılığı yargı kararıyla ispatlanmış, Taksim Meydanı ve Gezi Parkının korunması yüksek yargı kararıyla da güvence altına alınmıştır.

İstanbul 1.İdare Mahkemesi’nin 2012/778 E. 2013/1084 K. sayılı ve 06.06.2013 tarihli İptal kararı Danıştay tarafından onanmış olup kesinleşmiş bulunmaktadır.

Anılan iptal kararında hukuka aykırılığı saptanmış olan hususlar giderilmeksizin; daha açık bir söyleyişle Gezi Parkı’nı park olarak korumak başta olmak üzere Taksim’in meydan olarak korunmasına ilişkin düzenlemeler içermeyen bir imar planı usulüne uygun bir biçimde yürürlüğe konulmaksızın adına çevre düzenlemesi yahut başka bir isim verilerek Taksim Meydanı’na müdahale edilemez.

Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile arazi kullanım kararları, korumaya ilişkin hususlar belirlenmeksizin Taksim Meydanında yapılacak herhangi bir uygulama hukuksuzdur, şehircilik ve koruma ilkelerine açıkça aykırıdır ve söz konusu kamu görevlileri açısından da suç niteliğindedir.

Bütün bu gerekçelerle İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Kadir Topbaş’ın Taksim’de açılışını yapacağı duyurulan “Taksim Meydanı Çevre Düzenlemesi Projesi”ne ilişkin uygulamaların dayanağı olan avan projeye dair kurul kararına açılan dava ile ilgili hukuki süreç devam etmektedir.

İBB tarafından bugün açılışının yapılacağı ”Taksim Meydanı çevre düzenlemesi projesi” adı altında başlatılan meydanı kullanıma kapatma  amaçlı döşeme kaplamaları değiştirme ve saksılarda ağaç yerleştirme vb. gibi uygulamalarının yerel yönetim mekanizması içinde bir mesele olmaktan çok siyasi iktidar tarafından sahneye koyulan toplumu germe, gererek yönetme siyasetinin bir başka hamlesi olduğunun da bilincindeyiz.

Bu nedenle ilgililere tekrar sesleniyoruz bir takım hukuksuz düzenlemeler adı altında Taksim Meydanı ve Gezi Parkını yok edecek projelerinizi tekrar uygulamaya kalkmayı aklınızdan dahi geçirmeyin. Taksim Meydanı ve Gezi Parkı artık sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin hatta tüm dünyanın koruması altındadır.

Taksim Dayanışması

1 Mayıs Tertip Komitesinden Çağrı

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin öncülüğünde, tüm 1 Mayıs bileşenleriyle oluşturulan 1 Mayıs Komitesi herkesi 1 Mayıs’ta emeğe ve özgürlüklere karşı yapılan saldırıların parçası olan gözaltılar, tutuklamaları protesto etmek ve dayanışma için 4 Mayıs 2015 Pazartesi günü 13.00’da Çağlayan Adliyesi’ne çağırıyor.

1 Mayıs 2015 Gözaltıları Serbest Bırakılsın

 

Toplumumuzun en temel demokratik ve insan hakkı taleplerini ifade etme hak ve iradesine karşı iktidar, şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına inatla devam etmektedir.

Tüm dünyada Emeğin ve Dayanışmanın günü olan 1 Mayıs 2015’te halkın ve emekçilerin evrensel- anayasal haklarını yok sayarak Taksim Meydanı’nı ve bütün İstanbul’u binlerce polis ile abluka altına alan iktidar insanların toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ulaşım hakkı ve hatta yaşam hakkını ortadan kaldırıp tam 356 kişiyi gözaltına aldı ve onlarca yaralanmaya sebep oldu.

1 Mayıs günü uygulanan polis şiddeti ve onun devamı olan gözaltılar toplumu korkutmayı, sindirmeyi hedeflemektedir. Faşist iç güvenlik yasasının ilk uygulaması olan gözaltı sürecinde, arkadaşlarımız saatlerce gözaltı araçlarında tutulmuş, avukatlarımız emniyete alınmamıştır. Koca bir metropolün merkezini saatler boyunca kapatan kolluk güçleri, gözaltına aldığı insanları adli makamların önüne getirmemek için anlamsız gerekçeler öne sürmektedir.

Hukuku işlevsiz hale getirerek tüm bu gözaltı sürecini keyfi cezalandırma ve sindirme mekanizması haline getirmeye çalışanlara buradan tekrar sesleniyoruz; 1 Mayıs’ta anayasal haklarını kullanan arkadaşlarımızın maruz bırakıldığı bu zorbaca uygulamaları kınıyor ve gözaltındaki arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

1 Mayıs 2015 Düzenleme komitesi bugün (2 Mayıs) 11.30’da Disk Binasında basın açıklaması yapacaktır, tüm halkımıza duyurulur.

  TAKSİM DAYANIŞMASI