Basına ve Kamuoyuna (6 Haziran 2014)

Taksim Dayanışması olarak taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi tekrar hatırlatmak için 31 Mayıs’ta meydanda olacağımızı duyurmuştuk.  Ancak; Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna, başta etik, bilim, teknik, hukuk ilkeleri ve toplumun haklı tepkisi olmak üzere hiçbir sınır tanımayan, hiçbir sese kulak vermeyen ve yaşananlardan demokratik hiçbir sonuç çıkarmaya niyetli olmayan iktidar; 31 Mayıs günü başta Taksim ve Gezi Parkı çevresi olmak üzere İstanbul’un kalbinde neredeyse sıkıyönetim ilan etmiştir.

Son derece açık şeffaf ve net talepler ile “Meydandayız” diyen bizleri engellemek için kaskları, copları ve Toma’larıyla  on binlerce polis ve kimlikleriyle amaçlarını bilemediğimiz binlerce   üniformasız kolluk gücü; meydanları, caddeleri, sokakları parkları doldurmuş, akıl almaz bir güç ve şiddet gösterisi sergilenmiştir. Aynı tablo İstanbul’un yanı sıra başta Ankara, Adana, Hatay, Eskişehir olmak üzere ülkemizin neredeyse her ilinde yaşanmıştır

Tüm dünyanın gözü önünde yaşanan bu güç ve şiddet gösterisinin nedeni apaçık ortadadır. Çünkü bir yıl önce polis şiddetinin, biber gazlarının, çadır yakmaların yaşandığı, gecesinden sabahına çıkılırken yüzbinlerin özgürlük şarkıları eşliğinde direnerek taleplerini tarihe kazıdığı bir gün olarak yaşanan 31 Mayıs’la birlikte Gezi ve Haziran Direnişi her karanlığın aydınlığa ve umuda dönüşebileceğinin, dönüşmesi gerektiğinin simgesi olmuştur.

Daha aydınlık bir gelecekte “Özgürlük Ve Demokrasi Günü” olarak anılması gereken bir günde kaybettikleri canları anmaya ve demokratik taleplerini “meydanlarda” yeniden dillendirmeye çalışanlar karşılarında yine polis şiddeti ve keyfi gözaltılar bulmuş, sadece İstanbul’da 203 kişi gözaltına alınmış, yüze yakın kişi yaralanmıştır.

Oysaki iktidarın dillendirmemizden bu kadar korktuğu taleplerimiz; berrak, meşru, hukuki ve demokratiktir. Bu ülkenin tarafsızlığı ve adalet duygusu zedelenmiş hukuk sistemine rağmen üzeri örtülemeyecek kadar haklı ve somuttur.

Bilindiği gibi bu taleplerimizden ilki; Taksim Dayanışmasının kurulmasına neden olan; Cumhuriyet; Demokrasi ve Emek tarihimizin en önemli kamusal alanlarından olan Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı’nın sözde yayalaştırma projeleri adı altında yapılan kaçak ve hukuksuz uygulamalarla yok edilmesine son verilmesiydi.

Bugün iktidarın ısrar, inat ve şiddetle üzerini örtmeye çalıştığı bu talebimizin haklılığı toplum vicdanında yerini bulduğu gibi yüksek yargı önünde de bir kez daha kanıtlanmıştır. 

Bilindiği gibi, Taksim Dayanışması bileşenlerinden TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi ve TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi tarafından 11 Mayıs 2012 de tarihinde ilan edilen Taksim Meydanı ve Gezi Parkının yok edecek plan değişikliğine karşı yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan dava sonucunda;

İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nce 06.06.2013 gün ve 2012/778 Esas ve 2013/1084 Karar sayılı kararı ile 17.01.2012 tarihinde onaylanan “Beyoğlu İlçesi, Taksim Meydanı yayalaştırma projesine ilişkin” 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Plan ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı değişiklikleri iptal edilmiştir. Bu karar 08.07.2013 tarihi itibari ile resmi olarak tebliğ edilmesine karşın 03.07.2013 tarihi itibari ile UYAP ortamına yüklenen karar aynı tarihte Taksim Gezisi’nde yapılan bir açıklaması ile kamuoyuna duyurulmuştur.

Bu hukuki sonuca rağmen daha önceki suç duyurularımızla ilgili olarak ön inceleme izni dahi vermeyen İçişleri Bakanlığı örneğinde olduğu gibi Taksim’de (Cumhuriyet Caddesi ve Asker Ocağı Caddesi’ndeki) inşaatların 28.05.2014 tarihinde “bitmiş olduğu” gibi yalanlarla uygulama devam ettirilmiş, meydanımız ve parkımız iktidarın emri ve Valiliğin keyfi uygulamaları ile kamusal ve toplumsal kullanışlara bu kez fiilen kapatılmış ve polis karargâhı haline getirilmiştir.

Ancak varlık nedeni demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerinden olan ifade özgürlüğümüzü toplumsal olarak kullanma mekânı olan meydana girmemizin 25000 polis ve 50 toma ile engellendiği 31.Mayıs 2014 tarihinden sonra tarafımıza tebliğ edilen Danıştay 6.  Dairesi’nin 29.04.2014 gün, 2013/7566 Esas ve 2014/3408 sayılı kararı ile söz konusu İmar Planı değişikliklerin iptali yüksek yargı tarafından da onanmıştır.

Bu konuda bir kez daha başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere İstanbul 1. İdare Mahkemesinin kararı ile birlikte kararın gereklerini gecikmeksizin yerine getirmesi gereken kamu idaresinin artık hukuka aykırılığa bir an önce son vermesini; idari yargı yerinin kararlarının gereklerini yerine getirmesini talep ediyoruz.

Bu hukuki kararın ardından, bir o kadar haklı ve meşru diğer taleplerin, hukuki ve vicdani sorumluk gerektiren idari soruşturma, el çektirme ve yargılama taleplerimizin karşılık bulmasını bekliyor ve taleplerimizi burada bir kez daha tekrar ediyoruz.

Gezi süreci ve devamında polis şiddeti sonucu yaşamını yitiren canlarımızın katillerinin adil ve etkili biçimde yargılanmalı, bu ölümcül sonuçlara yol açan Vali, Emniyet Müdürleri ve İç İşleri Bakanı görevlerinden alınarak yargılamalara dahil edilmeli, Polis şiddetini “destan yazmak” olarak tanımlayıp teşvik eden en yetkili siyasi otorite olarak Başbakan’ın bu kayıplardaki siyasi ve hukuki sorumluluğunun hesabı verilmelidir. 

Doğrudan etkisiyle çocuklarımızın ölümüne, sakat kalmasına, dolaylı etkisiyle önceki birçok örneğinde olduğu gibi, Mehmet İstif ve geçen hafta kaybettiğimiz Elif Çermik’in de yaşamını yitirmesine neden olan Biber Gazının ölümcül bir kimyasal olduğu kabul edilerek toplumsal olaylarda kullanılması yasaklanmalıdır.

Haksızlık ve hukuksuzluk karşısında özgürlük taleplerinin demokratik zeminlerde ifade edileceği kamusal alanları polis kordonuna alma, Toma’larla kapatma gibi anayasal yürüyüş ve gösteri yapma hakkının polis zoruyla engellenmesi girişimlerine derhal son verilmeli;

Ülkenin dört bir yanında demokratik haklarını kullandığı için tutuklanan, gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılarak haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmalıdır.

Halkını sokaklara sıkıştıran, şiddet uygulayan iktidara sesleniyoruz; Parkları, meydanları, hatta kentleri kapatarak, bizi haklı taleplerimizden, birlikte durma ısrarımızdan, katliamlara ses çıkarma, haksızlıklara karşı durma inadımızdan vazgeçiremezsiniz.  Elinizdeki bütün kolluk kuvvetlerini ve yalanlarınızla beslenen algı yönetim organlarını seferber edip bizleri korkutup ve sindirerek; Dayanışmamızı suç örgütü, Gezi’yi bitmiş bir  süreç gibi gösterme çabanız nafiledir.

Bizler: 3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle; forumlarda, derneklerde, odalarda, sendikalarda, parklarda, sokaklarda, meydanlarda, Soma’da, Lice’de, İkizdere’de, Amasya’da, Sao Paulo’da birlikte nefes aldığımız her yerde, dayanışma ve mücadeleye devam ediyoruz.

Haklıyız ve kararlıyız… Her yer Taksim her yer Direniş…

 Taksim Dayanışması

2014.05.39086-DANIŞTAY KARAR

 

Basına ve Kamuoyuna,

Taksim Dayanışması olarak; Anayasa’nın 34’üncü maddesinde ifadesini bulan, evrensel ölçütler bağlamında da hakkımız olduğuna kuşku bulunmayan ifade özgürlüğümüzü kullanmak, daha bugün kaybettiğimiz ELİF ÇERMİK’in ölümüne neden olan biber gazının yasaklanması başta olmak üzere tüm taleplerimizi dillendirmek; kazanımlarımıza sahip çıkmak, polis şiddeti ile sonsuzluğa uğurladığımız arkadaşlarımızı anmak ve ailelerine kulak vermek, Soma’da en gizlenemez hali ile ortaya çıkan iş cinayetlerine artık yeter demek ve açıklamamızı yapmak üzere 31 Mayıs saat 19.00’da Taksim’deyiz.

Başta, İstanbul Valisi olmak üzere tüm ilgilileri ve sorumluları, yurttaşların en temel demokratik haklarını kullanmalarına engel olmamaya; düşman ordularından korurcasına abluka altına almış olduğunuz, “hepimizin ortak kullanım ve yaşam alanı” olan meydanlarımızı, parklarımızı, sokaklarımızı ve tüm kamusal alanlarımızı halka açmaya; polis şiddeti ile yaşamsal taleplerimizi ifade etme hakkımızı bastırma ve kriminalize etme çabasına, halka ve evrensel hukuka karşı suç işlemeye son vermeye çağırıyoruz.

Taksim Dayanışması

Ek: 27 Mayıs 2014 tarihli bildirimiz.

MEYDANDAYIZ!

Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmüştür.
Taksim Dayanışmasının “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.

Gençlerin yaratıcı zekâsı, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin biz de varız çığlığıyla büyüyen “Gezi Direnişi”, ülkemiz toplum, kent ve demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak onurlu bir iz bırakmıştır.

Ancak iktidar, dünyaya örnek olacak bu dayanışma ve direnişten hala korkmakta, “Geziciler” olarak bizi dillerinden düşürmemekte; yolsuzluklarını, cinayetlerini katliamlarını unutturmak için hukuksuz polis şiddetini teşvik eden, adaletsizlik ve cezasızlıkla cesaretlendiren politikalar eşliğinde ülkemizi ciddi bir gerilim ortamına sürüklemektedir.

Bu nedenle ülkenin neredeyse bütün meydanları, parkları, mahalleleri ve kentleri abluka altına alınmakta; 300’den fazla emekçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın yasını tutmamız,1 Mayıs Emek ve demokrasi bayramını kutlamamız, 8 Mart Dünya Kadınlar günü meydana olmamız, akıl almaz polis şiddetiyle kaybettiğimiz çocuklarımızın cenazesinde bile bir araya gelmemiz engellenmektedir.

Ancak bilinmelidir ki; muktedirlerin çaresizliğinin ve korkaklığının göstergesi olan bu kirli politika, şiddet ve adaletsizliğe karşın bizler; en yalın, en çıplak ve en haklı halimizle; bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda bir aradayız ve meydandayız…

Taksim Dayanışması olarak taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi tekrar hatırlatmak için 31 Mayıs’ta Taksim’de, meydandayız!
Biz milyonlarca insan, onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir aradayız; meydandayız!

3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle, birlikte nefes aldığımız her yerde, meydandayız!

Katliamlarınıza, yolsuzluklarınıza isyanımızdan, yağmaladığınız kentlerimize, doğamıza, yaşam alanlarımıza, bütün ortak değerlerimize sahip çıkmamızdan korkup kapattığınız meydanlar için meydandayız!

Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz meydandayız!

Durmadığımız, sessiz kalmadığımız, boyun eğmediğimiz için; fabrikalarda, madenlerde, tersanelerde, plazalarda ölümüne, güvencesiz, sendikasız, taşeron çalışmayı gün be gün daha da şiddetle reddettiğimiz için; yaptıklarınızın üzerini örten medyanıza güvenmediğimiz, adaleti bizleri cezalandırdığınız mahkemelerinizde bulamadığımız için her yerdeyiz. Meydandayız!

Bizler ürettiklerimizle, mahalle evlerimiz, fabrikalarımız, bostanlarımız, forumlarımızla, yarattığımız yeni renklerimizle, sizin yok ettiklerinize karşı var ettiklerimizle, adaletimizle meydandayız!

Bizler, ETHEM, ALİ İSMAİL, MEHMET AYVALITAŞ, MEDENİ, HASAN FERİT, AHMET, ABDULLAH, MEHMET İSTİF, FADİME ANA, BERKİN ELVAN, UĞUR KURT, AYHAN YILMAZ ve SOMA’DA KAYBETTİĞİMİZ CANLAR için meydandayız!

WALL STREET’TEN SİNTAGMA’YA PUERTA DEL SOL’DAN TAKSİM’E, meydandayız! 31 Mayıs’ta meydandayız!

Ankara’da meydandayız, İzmir’de meydandayız; Antakya’da, Eskişehir’de, Bursa’da, Adana’da, Mersin’de, Diyarbakır’da, ülkenin dört bir yanında, meydandayız!

Meydanlarımızı,  parklarımızı, sokaklarımızı, yaşam alanlarımızı ve yaşamımızı özgür kılmak için meydandayız!

 

Taksim Dayanışması

meydandayiz

MEYDANDAYIZ!
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmüştür.
Taksim Dayanışmasının “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.
Gençlerin yaratıcı zekâsı, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin biz de varız çığlığıyla büyüyen “Gezi Direnişi”, ülkemiz toplum, kent ve demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak onurlu bir iz bırakmıştır.
Ancak iktidar, dünyaya örnek olacak bu dayanışma ve direnişten hala korkmakta, “Geziciler” olarak bizi dillerinden düşürmemekte; yolsuzluklarını, cinayetlerini katliamlarını unutturmak için hukuksuz polis şiddetini teşvik eden, adaletsizlik ve cezasızlıkla cesaretlendiren politikalar eşliğinde ülkemizi ciddi bir gerilim ortamına sürüklemektedir.
Bu nedenle ülkenin neredeyse bütün meydanları, parkları, mahalleleri ve kentleri abluka altına alınmakta; 300’den fazla emekçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın yasını tutmamız,1 Mayıs Emek ve demokrasi bayramını kutlamamız, 8 Mart Dünya Kadınlar günü meydana olmamız, akıl almaz polis şiddetiyle kaybettiğimiz çocuklarımızın cenazesinde bile bir araya gelmemiz engellenmektedir.
Ancak bilinmelidir ki; muktedirlerin çaresizliğinin ve korkaklığının göstergesi olan bu kirli politika, şiddet ve adaletsizliğe karşın bizler; en yalın, en çıplak ve en haklı halimizle; bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda bir aradayız ve meydandayız…
Taksim Dayanışması olarak taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi tekrar hatırlatmak için 31 Mayıs’ta Taksim’de, meydandayız!
Biz milyonlarca insan, onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir aradayız; meydandayız!
3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle, birlikte nefes aldığımız her yerde, meydandayız!
Katliamlarınıza, yolsuzluklarınıza isyanımızdan, yağmaladığınız kentlerimize, doğamıza, yaşam alanlarımıza, bütün ortak değerlerimize sahip çıkmamızdan korkup kapattığınız meydanlar için meydandayız!
Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz meydandayız!
Durmadığımız, sessiz kalmadığımız, boyun eğmediğimiz için; fabrikalarda, madenlerde, tersanelerde, plazalarda ölümüne, güvencesiz, sendikasız, taşeron çalışmayı gün be gün daha da şiddetle reddettiğimiz için; yaptıklarınızın üzerini örten medyanıza güvenmediğimiz, adaleti bizleri cezalandırdığınız mahkemelerinizde bulamadığımız için her yerdeyiz. Meydandayız!
Bizler ürettiklerimizle, mahalle evlerimiz, fabrikalarımız, bostanlarımız, forumlarımızla, yarattığımız yeni renklerimizle, sizin yok ettiklerinize karşı var ettiklerimizle, adaletimizle meydandayız!

Bizler, ETHEM, ALİ İSMAİL, MEHMET AYVALITAŞ, MEDENİ, HASAN FERİT, AHMET, ABDULLAH, MEHMET İSTİF, FADİME ANA, BERKİN ELVAN, UĞUR KURT, AYHAN YILMAZ ve SOMA’DA KAYBETTİĞİMİZ CANLAR için meydandayız!

WALL STREET’TEN SİNTAGMA’YA PUERTA DEL SOL’DAN TAKSİM’E, meydandayız!
31 Mayıs’ta meydandayız!

Ankara’da meydandayız, İzmir’de meydandayız; Antakya’da, Eskişehir’de, Bursa’da, Adana’da, Mersin’de, Diyarbakır’da, ülkenin dört bir yanında, meydandayız!

Meydanlarımızı,  parklarımızı, sokaklarımızı, yaşam alanlarımızı ve yaşamımızı özgür kılmak için meydandayız!

 

Taksim Dayanışması

meydandayiz-enbuyuk-webicin

Taksim Dayanışması

BASIN AÇIKLAMASI
27 Mayıs 2014

MEYDANDAYIZ!
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmüştür.
Taksim Dayanışmasının “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.
Gençlerin yaratıcı zekâsı, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin biz de varız çığlığıyla büyüyen “Gezi Direnişi”, ülkemiz toplum, kent ve demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak onurlu bir iz bırakmıştır.
Ancak iktidar, dünyaya örnek olacak bu dayanışma ve direnişten hala korkmakta, “Geziciler” olarak bizi dillerinden düşürmemekte; yolsuzluklarını, cinayetlerini katliamlarını unutturmak için hukuksuz polis şiddetini teşvik eden, adaletsizlik ve cezasızlıkla cesaretlendiren politikalar eşliğinde ülkemizi ciddi bir gerilim ortamına sürüklemektedir.
Bu nedenle ülkenin neredeyse bütün meydanları, parkları, mahalleleri ve kentleri abluka altına alınmakta; 300’den fazla emekçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın yasını tutmamız,1 Mayıs Emek ve demokrasi bayramını kutlamamız, 8 Mart Dünya Kadınlar günü meydana olmamız, akıl almaz polis şiddetiyle kaybettiğimiz çocuklarımızın cenazesinde bile bir araya gelmemiz engellenmektedir.
Ancak bilinmelidir ki; muktedirlerin çaresizliğinin ve korkaklığının göstergesi olan bu kirli politika, şiddet ve adaletsizliğe karşın bizler; en yalın, en çıplak ve en haklı halimizle; bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda bir aradayız ve meydandayız…
Taksim Dayanışması olarak taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi tekrar hatırlatmak için 31 Mayıs’ta Taksim’de, meydandayız!
Biz milyonlarca insan, onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir aradayız; meydandayız!
3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle, birlikte nefes aldığımız her yerde, meydandayız!
Katliamlarınıza, yolsuzluklarınıza isyanımızdan, yağmaladığınız kentlerimize, doğamıza, yaşam alanlarımıza, bütün ortak değerlerimize sahip çıkmamızdan korkup kapattığınız meydanlar için meydandayız!
Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz meydandayız!
Durmadığımız, sessiz kalmadığımız, boyun eğmediğimiz için; fabrikalarda, madenlerde, tersanelerde, plazalarda ölümüne, güvencesiz, sendikasız, taşeron çalışmayı gün be gün daha da şiddetle reddettiğimiz için; yaptıklarınızın üzerini örten medyanıza güvenmediğimiz, adaleti bizleri cezalandırdığınız mahkemelerinizde bulamadığımız için her yerdeyiz. Meydandayız!
Bizler ürettiklerimizle, mahalle evlerimiz, fabrikalarımız, bostanlarımız, forumlarımızla, yarattığımız yeni renklerimizle, sizin yok ettiklerinize karşı var ettiklerimizle, adaletimizle meydandayız!
Bizler, ETHEM, ALİ İSMAİL, MEHMET AYVALITAŞ, MEDENİ, HASAN FERİT, AHMET, ABDULLAH, MEHMET İSTİF, FADİME ANA, BERKİN ELVAN, UĞUR KURT, AYHAN YILMAZ ve SOMA’DA KAYBETTİĞİMİZ CANLAR için meydandayız!
WALL STREET’TEN SİNTAGMA’YA PUERTA DEL SOL’DAN TAKSİM’E, meydandayız!
31 Mayıs’ta meydandayız!
Ankara’da meydandayız, İzmir’de meydandayız; Antakya’da, Eskişehir’de, Bursa’da, Adana’da, Mersin’de, Diyarbakır’da, ülkenin dört bir yanında, meydandayız!
Meydanlarımızı, parklarımızı, sokaklarımızı, yaşam alanlarım

MEYDANDAYIZ!
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmüştür.
Taksim Dayanışmasının “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.
Gençlerin yaratıcı zekâsı, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin biz de varız çığlığıyla büyüyen “Gezi Direnişi”, ülkemiz toplum, kent ve demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak onurlu bir iz bırakmıştır.
Ancak iktidar, dünyaya örnek olacak bu dayanışma ve direnişten hala korkmakta, “Geziciler” olarak bizi dillerinden düşürmemekte; yolsuzluklarını, cinayetlerini katliamlarını unutturmak için hukuksuz polis şiddetini teşvik eden, adaletsizlik ve cezasızlıkla cesaretlendiren politikalar eşliğinde ülkemizi ciddi bir gerilim ortamına sürüklemektedir.
Bu nedenle ülkenin neredeyse bütün meydanları, parkları, mahalleleri ve kentleri abluka altına alınmakta; 300’den fazla emekçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın yasını tutmamız,1 Mayıs Emek ve demokrasi bayramını kutlamamız, 8 Mart Dünya Kadınlar günü meydana olmamız, akıl almaz polis şiddetiyle kaybettiğimiz çocuklarımızın cenazesinde bile bir araya gelmemiz engellenmektedir.
Ancak bilinmelidir ki; muktedirlerin çaresizliğinin ve korkaklığının göstergesi olan bu kirli politika, şiddet ve adaletsizliğe karşın bizler; en yalın, en çıplak ve en haklı halimizle; bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda bir aradayız ve meydandayız…
Taksim Dayanışması olarak taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi tekrar hatırlatmak için 31 Mayıs’ta Taksim’de, meydandayız!
Biz milyonlarca insan, onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir aradayız; meydandayız!
3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle, birlikte nefes aldığımız her yerde, meydandayız!
Katliamlarınıza, yolsuzluklarınıza isyanımızdan, yağmaladığınız kentlerimize, doğamıza, yaşam alanlarımıza, bütün ortak değerlerimize sahip çıkmamızdan korkup kapattığınız meydanlar için meydandayız!
Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz meydandayız!
Durmadığımız, sessiz kalmadığımız, boyun eğmediğimiz için; fabrikalarda, madenlerde, tersanelerde, plazalarda ölümüne, güvencesiz, sendikasız, taşeron çalışmayı gün be gün daha da şiddetle reddettiğimiz için; yaptıklarınızın üzerini örten medyanıza güvenmediğimiz, adaleti bizleri cezalandırdığınız mahkemelerinizde bulamadığımız için her yerdeyiz. Meydandayız!
Bizler ürettiklerimizle, mahalle evlerimiz, fabrikalarımız, bostanlarımız, forumlarımızla, yarattığımız yeni renklerimizle, sizin yok ettiklerinize karşı var ettiklerimizle, adaletimizle meydandayız!

Bizler, ETHEM, ALİ İSMAİL, MEHMET AYVALITAŞ, MEDENİ, HASAN FERİT, AHMET, ABDULLAH, MEHMET İSTİF, FADİME ANA, BERKİN ELVAN, UĞUR KURT, AYHAN YILMAZ ve SOMA’DA KAYBETTİĞİMİZ CANLAR için meydandayız!

WALL STREET’TEN SİNTAGMA’YA PUERTA DEL SOL’DAN TAKSİM’E, meydandayız!
31 Mayıs’ta meydandayız!

Ankara’da meydandayız, İzmir’de meydandayız; Antakya’da, Eskişehir’de, Bursa’da, Adana’da, Mersin’de, Diyarbakır’da, ülkenin dört bir yanında, meydandayız!

Meydanlarımızı,  parklarımızı, sokaklarımızı, yaşam alanlarımızı ve yaşamımızı özgür kılmak için meydandayız!

 

Taksim Dayanışması

meydandayiz

MEYDANDAYIZ!
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmüştür.
Taksim Dayanışmasının “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.
Gençlerin yaratıcı zekâsı, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin biz de varız çığlığıyla büyüyen “Gezi Direnişi”, ülkemiz toplum, kent ve demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak onurlu bir iz bırakmıştır.
Ancak iktidar, dünyaya örnek olacak bu dayanışma ve direnişten hala korkmakta, “Geziciler” olarak bizi dillerinden düşürmemekte; yolsuzluklarını, cinayetlerini katliamlarını unutturmak için hukuksuz polis şiddetini teşvik eden, adaletsizlik ve cezasızlıkla cesaretlendiren politikalar eşliğinde ülkemizi ciddi bir gerilim ortamına sürüklemektedir.
Bu nedenle ülkenin neredeyse bütün meydanları, parkları, mahalleleri ve kentleri abluka altına alınmakta; 300’den fazla emekçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın yasını tutmamız,1 Mayıs Emek ve demokrasi bayramını kutlamamız, 8 Mart Dünya Kadınlar günü meydana olmamız, akıl almaz polis şiddetiyle kaybettiğimiz çocuklarımızın cenazesinde bile bir araya gelmemiz engellenmektedir.
Ancak bilinmelidir ki; muktedirlerin çaresizliğinin ve korkaklığının göstergesi olan bu kirli politika, şiddet ve adaletsizliğe karşın bizler; en yalın, en çıplak ve en haklı halimizle; bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda bir aradayız ve meydandayız…
Taksim Dayanışması olarak taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi tekrar hatırlatmak için 31 Mayıs’ta Taksim’de, meydandayız!
Biz milyonlarca insan, onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir aradayız; meydandayız!
3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle, birlikte nefes aldığımız her yerde, meydandayız!
Katliamlarınıza, yolsuzluklarınıza isyanımızdan, yağmaladığınız kentlerimize, doğamıza, yaşam alanlarımıza, bütün ortak değerlerimize sahip çıkmamızdan korkup kapattığınız meydanlar için meydandayız!
Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz meydandayız!
Durmadığımız, sessiz kalmadığımız, boyun eğmediğimiz için; fabrikalarda, madenlerde, tersanelerde, plazalarda ölümüne, güvencesiz, sendikasız, taşeron çalışmayı gün be gün daha da şiddetle reddettiğimiz için; yaptıklarınızın üzerini örten medyanıza güvenmediğimiz, adaleti bizleri cezalandırdığınız mahkemelerinizde bulamadığımız için her yerdeyiz. Meydandayız!
Bizler ürettiklerimizle, mahalle evlerimiz, fabrikalarımız, bostanlarımız, forumlarımızla, yarattığımız yeni renklerimizle, sizin yok ettiklerinize karşı var ettiklerimizle, adaletimizle meydandayız!

Bizler, ETHEM, ALİ İSMAİL, MEHMET AYVALITAŞ, MEDENİ, HASAN FERİT, AHMET, ABDULLAH, MEHMET İSTİF, FADİME ANA, BERKİN ELVAN, UĞUR KURT, AYHAN YILMAZ ve SOMA’DA KAYBETTİĞİMİZ CANLAR için meydandayız!

WALL STREET’TEN SİNTAGMA’YA PUERTA DEL SOL’DAN TAKSİM’E, meydandayız!
31 Mayıs’ta meydandayız!

Ankara’da meydandayız, İzmir’de meydandayız; Antakya’da, Eskişehir’de, Bursa’da, Adana’da, Mersin’de, Diyarbakır’da, ülkenin dört bir yanında, meydandayız!

Meydanlarımızı,  parklarımızı, sokaklarımızı, yaşam alanlarımızı ve yaşamımızı özgür kılmak için meydandayız!

 

Taksim Dayanışması

meydandayiz-enbuyuk-webicin

Taksim Dayanışması

BASIN AÇIKLAMASI
27 Mayıs 2014

MEYDANDAYIZ!
Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabaları, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmüştür.
Taksim Dayanışmasının “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.
Gençlerin yaratıcı zekâsı, annelerin kucaklayan şefkati, işçilerin emekten gelen gücü, kadınların gür sesi, LGBTİ bireylerin biz de varız çığlığıyla büyüyen “Gezi Direnişi”, ülkemiz toplum, kent ve demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak onurlu bir iz bırakmıştır.
Ancak iktidar, dünyaya örnek olacak bu dayanışma ve direnişten hala korkmakta, “Geziciler” olarak bizi dillerinden düşürmemekte; yolsuzluklarını, cinayetlerini katliamlarını unutturmak için hukuksuz polis şiddetini teşvik eden, adaletsizlik ve cezasızlıkla cesaretlendiren politikalar eşliğinde ülkemizi ciddi bir gerilim ortamına sürüklemektedir.
Bu nedenle ülkenin neredeyse bütün meydanları, parkları, mahalleleri ve kentleri abluka altına alınmakta; 300’den fazla emekçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın yasını tutmamız,1 Mayıs Emek ve demokrasi bayramını kutlamamız, 8 Mart Dünya Kadınlar günü meydana olmamız, akıl almaz polis şiddetiyle kaybettiğimiz çocuklarımızın cenazesinde bile bir araya gelmemiz engellenmektedir.
Ancak bilinmelidir ki; muktedirlerin çaresizliğinin ve korkaklığının göstergesi olan bu kirli politika, şiddet ve adaletsizliğe karşın bizler; en yalın, en çıplak ve en haklı halimizle; bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda bir aradayız ve meydandayız…
Taksim Dayanışması olarak taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmediğimizi tekrar hatırlatmak için 31 Mayıs’ta Taksim’de, meydandayız!
Biz milyonlarca insan, onlarca ayrı dille, sesle, renkle bir aradayız; meydandayız!
3-5 ağacımızla, arzumuzla, fikrimizle, insan olma hasretimizle, umudumuzla, direnişimizle, birlikte nefes aldığımız her yerde, meydandayız!
Katliamlarınıza, yolsuzluklarınıza isyanımızdan, yağmaladığınız kentlerimize, doğamıza, yaşam alanlarımıza, bütün ortak değerlerimize sahip çıkmamızdan korkup kapattığınız meydanlar için meydandayız!
Bizler; işçiler, işsizler, emekçiler, güvencesizler, göçmenler, öğrenciler, halklar, görmezden geldikleriniz.. Görüyor musunuz, biz meydandayız!
Durmadığımız, sessiz kalmadığımız, boyun eğmediğimiz için; fabrikalarda, madenlerde, tersanelerde, plazalarda ölümüne, güvencesiz, sendikasız, taşeron çalışmayı gün be gün daha da şiddetle reddettiğimiz için; yaptıklarınızın üzerini örten medyanıza güvenmediğimiz, adaleti bizleri cezalandırdığınız mahkemelerinizde bulamadığımız için her yerdeyiz. Meydandayız!
Bizler ürettiklerimizle, mahalle evlerimiz, fabrikalarımız, bostanlarımız, forumlarımızla, yarattığımız yeni renklerimizle, sizin yok ettiklerinize karşı var ettiklerimizle, adaletimizle meydandayız!
Bizler, ETHEM, ALİ İSMAİL, MEHMET AYVALITAŞ, MEDENİ, HASAN FERİT, AHMET, ABDULLAH, MEHMET İSTİF, FADİME ANA, BERKİN ELVAN, UĞUR KURT, AYHAN YILMAZ ve SOMA’DA KAYBETTİĞİMİZ CANLAR için meydandayız!
WALL STREET’TEN SİNTAGMA’YA PUERTA DEL SOL’DAN TAKSİM’E, meydandayız!
31 Mayıs’ta meydandayız!
Ankara’da meydandayız, İzmir’de meydandayız; Antakya’da, Eskişehir’de, Bursa’da, Adana’da, Mersin’de, Diyarbakır’da, ülkenin dört bir yanında, meydandayız!
Meydanlarımızı, parklarımızı, sokaklarımızı, yaşam alanlarım

TAKSİM DAYANIŞMASI’NDAN BASIN TOPLANTISINA ÇAĞRI

Bilimsel, teknik ve demokratik süreçler çalıştırılmadan kamuoyuna sunulan ve Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı’nı geri dönüşü mümkün olmayacak biçimde yok edecek projelere karşı; demokratik kitle örgütleri, semt inisiyatifleri, mahalle dernekleri, meslek odaları ile duyarlı kişi ve kesimler olarak “Taksim Dayanışması” adı altında bir araya gelerek iki yılı aşkın süredir Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’na sahip çıkma konusunda gerek hukuksal gerek toplumsal alanda yoğun bir mücadele sürdürmekteyiz.

Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere yaşam ve yaşam alanlarımıza müdahale ederek topluma dayatılan projelerin gerçekleştirilmesi uğruna etik, bilim, teknik ve hukuk tanımaz iktidarın ısrarlı çabalarının, 27 Mayıs 2013 tarihinde amansız ve hukuksuz bir şiddete dönüşmesi ile birlikte Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı konusunda sürdürülen dayanışmamız ve mücadelemiz; 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren ülkenin dört bir yerine yayılarak dünya toplum, kent ve demokrasi tarihinde izi silinemez yepyeni ve evrensel bir boyut kazanmıştır.

Dayanışmamızın ve onurlu direnişimizin haklılığının her gün bir kez daha kanıtlandığı ve halkımıza uygulanan ve onlarca canımızın kaybına neden olan şiddetin asıl gerekçesinin, her yönüyle çatırdayan soygun düzeninin devamı için demokrasiden, hukuktan, adaletten, insanlıktan, barıştan ve doğadan yana her türlü sesin kısılmaya çalışılması olduğunun ortaya çıktığı günleri yaşıyoruz.

Taksim Dayanışması olarak son bir senedir yaşadığımız süreci değerlendirmek ve gelişmeleri paylaşmak üzere 27 Mayıs 2014 Salı günü saat 11:00’de TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası’nda gerçekleştireceğimiz basın toplantısına tüm basın mensuplarını ve duyarlı halkımızı davet ediyoruz.

Saygılarımızla.

Taksim Dayanışması

Yer: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binası
Tarih: 27 Mayıs 2014 Salı
Saat: 11.00

YETER ARTIK! YERİN ALTINI DA ÜSTÜNÜ DE BİZE MEZAR ETTİNİZ!

Parklarımızı, meydanlarımızı sokaklarımızı açık cezaevlerine, gaz odalarına çevirdiniz.  Emekçi arkadaşlarımızın, akrabalarımızın yasını tutmamız, böylesi acı günlerde birlik olma ihtimalimiz, kararttığınız delillerin, öldürdüğünüz arkadaşlarımızı unutmama inadımız, vicdani dayanışmamız ölesiye korkuttu sizi. Valilerinizden kolluk kuvvetlerinize, kara propaganda ile devletin-sermayenin katliam suçunu saklamaya çalışan medyanızdan şiddet eğilimli devlet erkânınıza kadar elinizde olan tüm imkânlarınızla üzerimize saldırdınız.

Bu şiddetinizin nedenini çok iyi biliyoruz ve haykırıyoruz.

Yaptığınız katliamı unutmayacağız!

Delilleri karartmanıza izin vermeyeceğiz!

Acılı halkla alay etmeyi bırakıp, kaybettiğimiz işçi arkadaşlarımızın ve kurtarıldığı iddia edilen “485” emekçi arkadaşımızın bilgilerinin bir an önce kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz!

Sorumlular hesap verene kadar dayanışmamızdan vazgeçmeyeceğiz!

Gözaltına aldığınız avukatlarımızla, üzerlerine tüplerce gaz boşalttığınız sendika görevlilerimizle, elinde mumu ile yasını tutmaya çalışan mahallelimizle, darp ettiğiniz, tokat attığınız Somalı emekçi arkadaşlarımızla beraberiz,  birlikteyiz, buradayız!

SOMA İÇİN YAPILAN HER EYLEMDEYİZ, HER EYLEMİZ!

Soma için meslek odalarımızdan, partilerimizden, sendikalarımızdan, derneklerimizden, mahallelerimizden, üniversitelerimizden, parklarımızdan, meydanlarımızdan çıkan her sesteyiz, her çığlıktayız.

Her akşam sorumluların holdinglerinin önünde 19.00’da forumlardayız, 21:00’da karanlıkta, mumlarımızla sokaklardayız. Yasımızı, acılarımızı dayanışarak birlikte paylaşıyoruz.

Şiddetiniz, baskılarınız, hukuksuz gözaltılarınız bizi yıldıramaz, yaptığınız katliamı asla unutturamaz!

TAKSİM DAYANIŞMASI

 

Basına ve Kamuoyuna,

Toplumumuzun en temel demokratik ve insan hakkı taleplerini ifade etme hak ve iradesine karşı iktidar, şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına inatla devam etmektedir.

Tüm dünyada Emeğin ve Dayanışmanın günü olan 1 Mayıs 2014’te halkın ve emekçilerin evrensel- anayasal haklarını yok sayarak Taksim Meydanı’nı ve bütün İstanbul’u 39 bin polis ve 50 Toma ile abluka altına alan iktidar insanların toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ulaşım hakkı ve hatta yaşam hakkını ortadan kaldırıp tam 274 kişiyi gözaltına aldı ve onlarca yaralanmaya sebep oldu.

1 Mayıs günü uygulanan polis şiddeti ve onun devamı olan gözaltılar toplumu korkutmayı, sindirmeyi hedeflemektedir. Emniyet yetkilileri gözaltı süresini uzatmak için hukuk dışı yöntemler dahil her yolu deniyor.  Sağlık kontrollerinin tutuldukları Emniyet Müdürlükleri’ne en uzak hastanelerde yapılması, ifadelerin el yazısıyla alınması gibi yavaşlatma yöntemleri, gözaltı sürelerinin “iş yoğunluğundan” uzatılması için bir bahane olarak kullanılıyor. Koca bir metropolün merkezini saatler boyunca kapatan kolluk güçleri, gözaltına aldığı insanları adli makamların önüne getirmemek için anlamsız gerekçeler öne sürmektedir.

Hala gözaltında tutulan 171 arkadaşımızın ilk gözaltı süresinin dolması üzerine ek süre isteyen İstanbul Cumhuriyet Savcısı İrfan Aydın, gerekçe olarak “evrak yoğunluğunu” göstermiştir. Savcı, bu sürenin 3 Mayıs sabah 09.00’da dolmasından saatler sonra ikinci defa uzatma istenmiş, bu kez de “suçların zincirleme ve organize şekilde işlenmesi”, “şüpheli sayısının çokluğu”, “delilerin toplanmasındaki güçlük” ve “görüntülerin izlenerek teşhis işlemlerinin yapılacak olmasını” gerekçe olarak gösterilmiştir.

Uzatma kararlarının düzenlenme saatleri arasındaki üç saatlik zaman diliminde arkadaşlarımız hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın alıkonulmuştur. Hiç kimse hukuksal dayanak olmaksızın bir saniye dahi içeride tutulamaz. Bütün bu zorbaca oyalama taktikleri ve uygulanan açık hukuksuzluk, topluma gözdağı verme ve sindirme çabasının bir başka biçimidir. 1 Mayıs’ta anayasal haklarını kullanan arkadaşlarımızın maruz bırakıldığı bu zorbaca uygulamaları kınıyor ve gözaltındaki arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Gözaltındaki arkadaşlarımızın avukatları bu akıl almaz uygulamaların sistematik hale gelmemesi için müvekkilleri getirilene kadar Çağlayan Adliyesi’nden ayrılmamaya karar vermiştir.

Hukuku işlevsiz hale getirerek tüm bu gözaltı sürecini keyfi cezalandırma ve sindirme mekanizması haline getirmeye çalışanlara karşı, insanlıktan, adaletten ve vicdandan yana olan herkesi 4 Mayıs saat 11.00’da İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne bekliyoruz.

  TAKSİM DAYANIŞMASI

 

1 Mayıs’ta, 1 Mayıs Alanı’nda; Taksim’deyiz.

Basına ve kamuoyuna,

Toplumumuzun bütün dünyaya örnek olacak bir biçimde en temel demokratik ve insan hakkı taleplerini barışçıl ve demokratik bir şekilde ifade etme hak ve iradesine karşı iktidar, şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına inatla devam etmektedir.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emeğin ve Dayanışmanın günü olan 1 Mayıs’ı kutlamak üzere halkın ve emekçilerin aklını yok sayan gerekçelerle Taksim’i yine yasaklayarak, Yenikapı’daki yolsuzluk ne hukuksuzluğun simgesi olan kent suçu dolgu alanını adres gösterdi.

Tek gerçek gerekçe ise iktidarın halktan, emekten, eşitlikten, dayanışmadan, özgürlükten korkmasıdır. 2008 yılında Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak isteyip de onca şiddete ve gaza maruz kalanlara “ayaktakımı”, 2013’te de Gezi’deki milyonlarca yurttaşımıza “çapulcu” diyen Başbakan’ın zihniyetidir gerekçe. 2007 yılında “İstanbul’un imajı”ını bahane edip Taksim’i yasaklayan dönemin Valisi Muammer Güler ile geçen sene inşaatı, bu sene kentin tertip ve düzenini bahane eden, Gezi Parkı’nı bir açıp bir kapatan, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta 40 bin polisle kenti işgal ederek insanların toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ulaşım hakkı ve hatta yaşama hakkını ortadan kaldıran bugünün Valisi Mutlu’nun zihniyetidir gerçek gerekçe.

Taksim Dayanışması’nın kurulmasının nedeni olan İstanbul’un en önemli kamusal alanı, Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı’nı yok etmek üzere, bizzat Başbakan tarafından ilan edilip; topluma dayatılarak zorbalıkla uygulanmaya çalışılan hukuk, akıl, bilim dinlemeyen rantçı projelerin neyi amaçladığı bu kararla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Defalarca ve defalarca söyledik. Yine tekrar ediyoruz. Taksim başta olmak üzere, tüm meydanlar, sokaklar, kamusal alanlar hepimizin ortak değeri ve ortak yaşam alanıdır. Kültürümüz, tarihimiz, bir arada yaşayabilme umudumuzdur. Birkaç kişinin kafasındaki “tertip ve düzen”e göre şekillendirilemez.

Bizler, en demokratik, hukuki ve meşru hakkımızı istiyoruz. Her türlü baskı ve şiddete karşı, mücadele ve alın teri ile kazandığımız Taksim’de 2010, 2011, 2012 yıllarındaki gibi yüzbinlerle coşkulu ve barışçıl bir şekilde 1 Mayıs’ı kutlamak istiyoruz.

Sorunlarımızı, taleplerimizi, umutlarımızı, bu kentin “meydan”ında haykırmak, otobüslerle taşınarak değil, birbirimizle buluşarak kendi yaşamımıza ve yaşadığımız mekânlara dair söz hakkımızı istiyoruz.

1977’den 2014’e kaybettiğimiz canları anmak, sorumluların hesap vermesini sağlamak, belleğimize sahip çıkmak için tam da 1 Mayıs’ta, Taksim’de olmak istiyoruz.

Anayasa’nın, kanunların, evrensel hukukun ortaya koyduğu biçimde, hiçbir şüpheye gerek kalmaksızın Taksim’de kutlanması gereken 1 Mayıs’ın sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesi için devletin tüm kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz.

Demokrasiyi, doğayı, parklarımızı, mahallelerimizi, meydanlarımızı, suyu, toprağı, bedenlerimizi, eğitim ve sağlık hakkımızı savunarak, emek sömürüsüne, güvencesizliğe, taşeronlaştırmaya, işsizliğe, şiddete ve baskılara karşı; umudu, dayanışmayı, özgürlüğü ve eşitliği büyütmek için,

1 Mayıs’ta, 1 Mayıs Alanı’nda; Taksim’deyiz.  

TAKSİM DAYANIŞMASI Basına ve kamuoyuna,

Toplumumuzun bütün dünyaya örnek olacak bir biçimde en temel demokratik ve insan hakkı taleplerini barışçıl ve demokratik bir şekilde ifade etme hak ve iradesine karşı iktidar, şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına inatla devam etmektedir.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emeğin ve Dayanışmanın günü olan 1 Mayıs’ı kutlamak üzere halkın ve emekçilerin aklını yok sayan gerekçelerle Taksim’i yine yasaklayarak, Yenikapı’daki yolsuzluk ne hukuksuzluğun simgesi olan kent suçu dolgu alanını adres gösterdi.

Tek gerçek gerekçe ise iktidarın halktan, emekten, eşitlikten, dayanışmadan, özgürlükten korkmasıdır. 2008 yılında Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak isteyip de onca şiddete ve gaza maruz kalanlara “ayaktakımı”, 2013’te de Gezi’deki milyonlarca yurttaşımıza “çapulcu” diyen Başbakan’ın zihniyetidir gerekçe. 2007 yılında “İstanbul’un imajı”ını bahane edip Taksim’i yasaklayan dönemin Valisi Muammer Güler ile geçen sene inşaatı, bu sene kentin tertip ve düzenini bahane eden, Gezi Parkı’nı bir açıp bir kapatan, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta 40 bin polisle kenti işgal ederek insanların toplanma özgürlüğü, ifade özgürlüğü, ulaşım hakkı ve hatta yaşama hakkını ortadan kaldıran bugünün Valisi Mutlu’nun zihniyetidir gerçek gerekçe.

Taksim Dayanışması’nın kurulmasının nedeni olan İstanbul’un en önemli kamusal alanı, Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı’nı yok etmek üzere, bizzat Başbakan tarafından ilan edilip; topluma dayatılarak zorbalıkla uygulanmaya çalışılan hukuk, akıl, bilim dinlemeyen rantçı projelerin neyi amaçladığı bu kararla bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Defalarca ve defalarca söyledik. Yine tekrar ediyoruz. Taksim başta olmak üzere, tüm meydanlar, sokaklar, kamusal alanlar hepimizin ortak değeri ve ortak yaşam alanıdır. Kültürümüz, tarihimiz, bir arada yaşayabilme umudumuzdur. Birkaç kişinin kafasındaki “tertip ve düzen”e göre şekillendirilemez.

Bizler, en demokratik, hukuki ve meşru hakkımızı istiyoruz. Her türlü baskı ve şiddete karşı, mücadele ve alın teri ile kazandığımız Taksim’de 2010, 2011, 2012 yıllarındaki gibi yüzbinlerle coşkulu ve barışçıl bir şekilde 1 Mayıs’ı kutlamak istiyoruz.

Sorunlarımızı, taleplerimizi, umutlarımızı, bu kentin “meydan”ında haykırmak, otobüslerle taşınarak değil, birbirimizle buluşarak kendi yaşamımıza ve yaşadığımız mekânlara dair söz hakkımızı istiyoruz.

1977’den 2014’e kaybettiğimiz canları anmak, sorumluların hesap vermesini sağlamak, belleğimize sahip çıkmak için tam da 1 Mayıs’ta, Taksim’de olmak istiyoruz.

Anayasa’nın, kanunların, evrensel hukukun ortaya koyduğu biçimde, hiçbir şüpheye gerek kalmaksızın Taksim’de kutlanması gereken 1 Mayıs’ın sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesi için devletin tüm kurumlarının üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz.

Demokrasiyi, doğayı, parklarımızı, mahallelerimizi, meydanlarımızı, suyu, toprağı, bedenlerimizi, eğitim ve sağlık hakkımızı savunarak, emek sömürüsüne, güvencesizliğe, taşeronlaştırmaya, işsizliğe, şiddete ve baskılara karşı; umudu, dayanışmayı, özgürlüğü ve eşitliği büyütmek için,

1 Mayıs’ta, 1Mayıs Alanı’nda; Taksim’deyiz.  

TAKSİM DAYANIŞMASI